29 Haziran 2014 Pazar

Bahar’ın maceraları…3


BİR ADA MASALI-3

 

 

Bahar kafası karışık ve biraz da hüzünlü bir şekilde evine geçti. Geç olmuştu biraz müzik açıp Nurten ve Şükriye Teyze’nin söylediklerini düşündü ve uyudu. Ertesi sabah uyanınca bu tatlı karşı komşuları çaya çağırsam ne iyi olur diye düşündü. Çok halsizdi ve kendisini çok iyi hissetmediği bir gündü ama sebebini anlayamadığı bir güç ile onlarla sohbet etme ihtiyacı duyuyordu. Ancak bu bilmiş teyzeleri eve çağırmak temizlik yapmayı ve sonra da internete girip en azından bir kek tarifi bulup o keki yapmayı gerektiriyordu. Hayrullah mutfağın camının yan tarafındaki evinde türlü muziplikler yapıp Bahar’ı bu durgun halinde bile güldürmeyi başarmıştı. Hayrullah kuş kılığına girmiş bir komedyendi ve görevi Baharı güldürmekti sanki. Bahar Hayrullah ve ailesine kahvaltılarını verdikten sonra kendisi de hızlı bir kahvaltı yaptı.  Temizlik yapmaya başladı fakat çok kısa bir süre sonra fark etti ki başladığı yerden evin tamamının temizliğini bitirdiği an başladığı yer tekrar kirlenebilirdi. Ev işlerinde tam bir beceriksizlik abidesi olan Bahar tüm evi dip bucak temizlemesinin 6 ay sürebileceğini hemen fark etti ve zaten bunu zaman içinde bizzat tecrübe edecekti. Şu çok merak ettiği ‘kadın olmak olayı’ bunları da içeriyor olabilir miydi? Temizlik yapmaktan vazgeçti. Teyzeleri terasta ağırlayabilirdi, evi gezmek istememelerini umarak. Terası zaten yıkamıştı. Fakat mutfak da maalesef berbat durumdaydı. Bahar içeride bunları düşünürken açık bıraktığı mutfak penceresinden mutfağa Hayrullah ve arkadaşlarının girdiğini mutfakta temizlenmesi, atılması gereken ne varsa silip süpürdüklerini gördü.  Lavabodaki artıklar, tezgâhtakiler, her şey temizlenmiş, adeta bir temizlik yardım ekibi mutfağı basmış hem beslenmiş hem eğlenmişlerdi. Bahar bir an Külkedisi’nin baloya hazırlanırken temizlemesi gereken mutfağa yardıma koşan kuşlarla dolu bir masal sahnesinin ortasında gibi gördü kendini. Bahar’ın biraz gözleri doldu, Hayrullah ve arkadaşlarına teşekkür etti. Kuşlar tarafından temizlenmiş mutfağında bir gazete sayfasından okuduğu bir tarif ile kek yaptı fakat maalesef kek hem görüntü hem tadı itibari ile yenilecek hele ki komşu teyzelere sunulacak gibi değildi.  Bahar hıçkırarak ağlamak istedi ki tam o sırada hastalandığını fark etti. Her ay başına gelen bu durumu bazen ağır atlatırdı Bahar. Komşularıyla sosyalleşme planlarını erteleyerek sokağın başında yeni açılan küçük bakkala hijyenik ped almak için çıktı. Karşı komşu Madam Fani ile uzaktan selamlaşarak bakkala yürürken evdeki ‘Dişiliğin Antropolojisi’ kitabında okuduğu Ay evleri geldi aklına. Keşke öyle Ay Evleri olsaydı ve Bahar şu an öyle bir Ay Evi’nde bakma ve eğitime girseydi.  Bakkal’dan hijyenik ped aldı, bakkal oldukça babacan, tatlı bir adalı beyefendi idi. Ped’i tamamen kendince saygıdan gazeteye sarıp, siyah poşet içine koydu ve Bahar’a verdi. Bahar, Ay Ev’leri hayali kurarken siyah poşete konan bu ped onu bir an sarstı. Evet, o an anladı ki, dişiliğimiz de siyah poşete girmişti aslında. Pek çok şey siyah poşetteydi belki de. İnsanlığımızın özü, bütünden kopmuş siyah poşete girmişti. Bahar duygusallığının da etkisiyle pek çok şey düşündü.  Her şey ve herkes çıkarları varsa birlikteydi. İnsan ilişkileri para, konum, itibar ile doğru orantılıydı. Bahar hayatındaki ikiyüzlü, kendini uyanık, kurnaz zanneden ve özleri siyah poşete girmiş insanlardan çok rahatsız oluyor ve ada’da tüm bunlardan uzak olmak istiyordu. Çıkar denilen şeyin neye çıkacağını bilmeden insanlar kırıyordu birbirini. Bahar evinde şu eski kitaptan rastgele bir sayfa açıp okumak istedi. Dişiliğin Antropolojisi’nden bir sayfa açtı karşısına su resmi çıkmıştı,  koltuğuna yerleşti…        

‘‘

EVRENİ OLUŞTURAN DÖRT ÖĞEDEN SU: DİŞİl KARAKTERLİ MADDE

SU VE DİŞİL ÖZELLİĞİ

Evrenin ana maddesi hidrojendir. 2 Hidrojen ve bir oksijen (H20) ‘su’ yu oluşturur. Tüm yaratılış mitleri evreni ve yaşamı suyla, suda başlatır. Yaşam doğanın yani Ana Tanrıçanın kucağındadır. Yaşam sudan çıkmıştır. 

Yaşam sudan çıkmıştır. Tüm yaratılış mitleri evreni ve yaşamı suyla suda başlatır. Başlangıçta su vardı denir. Su, Ana Tanrıçadır. Su yaratıcı potansiyelin kaynağı, pek çok kültürde doğurganlığın, ana rahminin sembolüdür. Annelerin annesi su annenin en güzel ve en ürkütücü özelliklerini de bir arada taşır. Hint mitolojisinde suya verilen ad annelerin en yücesidir. Miletli Thales bütün varlıkları doğuran sudur der. Eski Türklerde Ak Ana ‘nın içinde kaybolduğu su, canlı bir varlıktır, yaşar, yaşlanır. Şamanizmin başlangıcından geç dönemlere kadar su çok kutsal bir ruhtur.    Su’da iyi kötü biradadır; doğum, ölüm, can alma can verme, su hem sıcaktır hem soğuk. Ruhsal enerji de buna paraleldir. Kontrol altında akan, sakin sular, yatağında seyreden, olumsuz sürprizlere yer vermeyen yaşamları, taşkın coşkun sular ise tehlikeleri, sel su baskınlarını temsil eder. Su ile temas yaşam kaynağı ile ilişkiye geçmektir. Şekilsiz olan su yeni şekillenmeler doğurur. Biçim olan her şey suların üzerinde ortaya çıkar ve sulardan kopar. Başlangıçta cinsiyeti belli olmayan su dişil ve doğurgandır ve erili içinde barındırır. ‘’erkek-baba’’ kadın-ana’dan henüz ayrışmamış, içinde yüzmektedir. Bu ayrışma olmadan kadın-ana’nın mutlak egemenliği söz konusudur. Su dişidir. Yaşam başladıktan sonra toprağın verimliliği suya muhtaç olur. ‘Islaklık’ doğurgan doğanın, yani dişil ilkenin özelliğidir. Su doğuma, yeniden doğuma olanak verir.  Doğanın doğurganlığı ıslaklığı ile doğru orantılıdır. Su suyu çeker. Erkeğin ıslaklığı yani menisi kadının nemli içine bağlı ve bağımlı olacaktır. Çocuk suların birleşmesi ile oluşacaktır. Kadın çocuğu bir sıvı kesesinde taşıyacak sudan doğuracaktır.  Su tek ve bütündür, evrendeki her madde gibi.

 Bütünden kopan suyun bakteri üretmesi, kuruması, bozulması nasıl doğal ise, bütünden kopan kadınların da ana dişil özellikleri ıslak ve su olma halleri zedelenir. Modern toplumlarda kadınlar bu bütünlüğün farkına varmadıkça suları bakterileşecek, zehirlenecek, kuruyacaktır. Bu da Doğa Ana’nın bereketsiz, kurak ve küskün olmasını sağlayacaktır. Kadınların her üzüntüsü ana su ruhu ile bağlantılı olduğu için O’nu üzecek O’ da dünyayı cezalandıracaktır…’’

Aralıksız okuduğu kitabı çalan kapı böldü.  Şükriye Teyze elinde helva ile gelmişti. Kızım seni merak ettik, mevlide gittik biz camiye bak bunu da sana aldık helva sıcak sıcak yersin hadi kızım kolay gelsin dedi Şükriye Teyze,  Bahar teşekkür etti,  tarçın kokan helvayı yemek için sabırsızlanıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder